Yazı Detayı
13 Eylül 2020 - Pazar 15:52 Bu yazı 49 kez okundu
 
12 Eylül'ün gerçek yüzü: İşkence, cinayet ve kan!..
Hamdi Türkmen
 
 

Bir ABD projesiydi. Ülkeyi yarı-muhafazakar Özal'a teslim için planlandı 

Dünden devam ediyoruz.. 

Tam 40 yıl önce, ülke olarak sabahın erken saatlerinde radyodan okunan bir bildiri ile farklı bir gün ve farklı bir süreç başlamıştı. 

Radyolarımızın başında, evlerde "çıt" yok; tüm dikkatler okunan bildirinin içeriğinde. 

Özü;  

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin emir komuta zinciri içinde yönetime el koyduğunun duyurulması. 

Asker ve tanklar sokakta.. 

Siyasi partiler kapatıldı. 

Meclis feshedildi.  

Ve Türkiye'nin siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel hayatında derin izler bırakacak sert bir müdahale ile asker yönetimi silah gücüyle eline aldı. 

12 Eylül, Cumhuriyet tarihinde emir komuta zinciri içinde yapılan ilk darbedir.  
Farkı budur.. 
Bir de, darbe öncesi ve sonrasında yaşanan gelişmeler, gerçekten bir ibret öyküsüdür. Türkiye için "kara yılların" ve bugünlere gelmemizin nedeni de 12 Eylül'dür!.. 

O günleri yaşayanlar anımsayacaklardır; askeri darbe, o dönemin şartları içinde beklenen bir olaydı.Göz göre göre geliyordu. 

Tıpkı bugünkü gibi yaratılan pek çok algı gibi, o dönemde de kanlı sokak katliamlarının ancak askerin yönetime el koyması ile durdurulabileceği görüşü hakimdi. 

Halk yoğun propaganda ile bunu kabullenmeye hazırlanmıştı. 

O nedenle de darbeye karşı çıkan olmadı. 

Aksine, tanklarla sokakları işgal eden asker çoğu yerde alkışlarla karşılandı. 

 

Aslında  12 Eylül darbesinin tohumları, 1970'lerin son yıllarında serpilmeye başlanmıştı.  

Darbe öncesinde önemli gelişmelerden biri, 1977'de yaşandı.  

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Genelkurmay Başkanı Semih Sancar ve Milli Savunma Bakanı Sadettin Bilgiç'i İstanbul'a çağırdı. 

Toplantının gündemi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atamada yaşanan sorundu.  

Kara Kuvvetleri Komutanı Namık Kemal Ersun, hükümete karşı açık tavrından dolayı emekliye sevk edilmişti. Bu göreve atanabilme özelliklerine sahip üç orgeneral vardı:  

Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Adnan Ersöz,  

İkinci Ordu Komutanı Orgeneral Şükrü Olcay, 

Ve Üçüncü Ordu Komutanı Ali Fethi Esener... 

Kara Kuvvetleri'ne, atama teamüllerine ve kıdem sırasına göre Birinci Ordu Komutanı'nın atanması gerekiyordu. Ancak Demirel, kendisine yakın olan Orgeneral Esener'i istiyordu.  

Dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Org. Esener'in atanmasına ilişkin kararnameyi imzalamadı.  

Düğüm, 3 orgeneralin de emekliye sevk edilmesiyle aşıldı.  

Ve; Kara Kuvvetleri'nin hiyerarşisi içinde son sıralarda yer alan Ege Ordusu Komutanı Orgeneral Kenan Evren, önündeki üç orgeneral emekli olunca birden kendini Kara Kuvvetleri Komutanlığı koltuğunda buldu.  

Böylece Evren'in Genelkurmay Başkanı olmasının da yolu açılmıştı. 

1970'li yılların sonlarına doğru Türkiye, sokakta huzurun kalmadığı bir kaos içine sürüklenmişti. 

Ekonomi bozuktu ve temel ihtiyaç maddeleri için uzun kuyruklar oluşuyordu. * 

Silah ve sigara başta olmak üzere her türlü kaçakçılık artmıştı.  

1970'li yılların ikinci yarısı, Cumhuriyet tarihinin ülke genelinde huzursuzluğun ve terörün doruk noktaya çıktığı kabus yıllarıydı.  

Sağ ve sol gruplar, silahlı eylemlere yönelmişti. Sokak çatışmaları 1974'ten itibaren katlanarak tırmanışa geçti. Şiddet, 1977 ile 1980 arasında doruk noktasına çıktı.  

Bu dönemde, 5 binden fazla kişi terör sonucu hayatını kaybetti. 

 * 

1 Mayıs 1977 kutlamalarında Taksim'de yaşanan katliamda 34 kişi öldü. 

 1978'de Kahramanmaraş'ta Alevi vatandaşlara yönelik saldırılarda 105 kişi yaşamını yitirdi. Bir hafta süren Maraş olayları, Çorum'a sıçradı. Çorum'da da 26 kişi öldürüldü.  

İlan edilen sıkıyönetim terörü durduramıyordu.  

Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi,  

Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul,  

Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak,  

DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler, 

Ve eski Başbakan Nihat Erim'in de aralarında olduğu farklı çevrelerden çok sayıda tanınmış kişi suikasta uğradı. 

Bu kaos ortamında Cumhurbaşkanı Korutürk'ün görev süresi 6 Nisan 1980'te sona erdi.  

Meclis'teki cumhurbaşkanlığı seçimleri krize dönüştü.  

Meclis yeni bir cumhurbaşkanı seçemedi.  

Zaten Meclis 12 Eylül darbesi ile feshedilene kadar da seçemeyecekti. 

12 Eylül askeri darbesi, Türkiye'nin böylesi siyasal ve toplumsal koşulları içinde yapıldı.  

Darbe hazırlıklarına 1980 yılının Haziran ayından itibaren Genelkurmay Başkanlığı karargahında başlandı.  

Darbenin kod adı "Bayrak Harekatı"ydı.  

Ve beklenen darbe, 12 Eylül sabahı geldi. 

Darbe, radyodan okunan bildiri ile halka duyuruldu.  

O bildiride; "Genelkurmay Başkanı Orgeneral Evren,  

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin,  

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya,  

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer, 

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun'dan oluşan Milli Güvenlik Konseyi İç Hizmet Kanunu'nun verdiği Türkiye Cumhuriyeti'ni kollama ve koruma görevini yüce Türk milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur" deniliyordu. 

12 Eylül sabahı saat 05.30'da dönemin Başbakanı Demirel ile diğer siyasi parti liderleri Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan'ın kapısı, subaylar tarafından çalındı.  

Demirel ile Ecevit, Hamzakoy'a, Erbakan ise İzmir-Urla Uzunada'ya sürgüne gönderildi.  

Darbeden sonra bir süre saklanan MHP lideri Alpaslan Türkeş ise 14 Eylül'de teslim olmasından sonra o da İzmir-Urla Uzunada'ya sürüldü. 

Darbe yönetimi, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Bülent Ulusu'yu 20 Eylül'de hükümeti kurmakla görevlendirdi.  

Ulusu Hükümeti, 21 Eylül'de Milli Güvenlik konseyi tarafından onaylandı. 

 * 

Asker o günlerde nedense Turgut Özal'ı sık sık arar oldu, subayların sürekli kapısını çaldığı bir isim haline geldi. 

Özal, 12 Eylül öncesi Başbakanlık Müsteşarıydı. 

Konsey üyeleri Özal'a bankalardaki mevduatların durumunu danışmıştı. Darbe yönetiminin danıştığı Özal da Ulusu Hükümeti'nde ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı. 

Sanırım tüm bu gelişmeler, Özal'ın parlatılışı "emir komuta" zinciri ilkeleri içindeydi. 

Ama "emir komutayı" uygulayan asker ya da Konsey değil, bu kez  Amerika'ydı. 

Tıpkı 12 Eylül darbesinin perde arkasındaki hazırlayıcısı olduğu gibi. 

 

Darbe hükümeti, görevde kaldığı yaklaşık 3 yıl içinde sistemde köklü düzenlemeler yaptı.  

Askeri yönetim tarafından oluşturulan Danışma Meclisi'nin hazırladığı anayasa 1982 yılında yapılan referandumda yüzde 92 dolayında oyla kabul edildi.  

Anayasanın kabulüyle darbenin lideri Kenan Evren, Cumhurbaşkanı koltuğuna oturdu. 

6 Kasım 1983'te genel seçimler yapıldı. Darbe yönetiminin desteklediği ve başına emekli Orgeneral Turgut Sunalp'ın getirildiği Milliyetçi Demokrasi Partisi, seçimde ancak üçüncü olabildi.  

Turgut Özal'ın kurduğu ANAP ise sürpriz yaptı ve birinci parti oldu.  

Merkez solu temsil eden Halkçı Parti ise seçimi ikinci sırada tamamladı.  

Halk, sandıkta askeri dinlememiş ve tepkisini ortaya koymuştu. 

Amerikan senaryosunun önünde artık engel kalmamıştı. 

Asker tasfiye edilecek, Özal yönetimi başlayacaktı. 

12 Eylül'de devlet; resmen katil rolünü üstlenip acımasızca insan kıyımı yapan bir kimliğe büründü. 

Kanlı bilanço, iz bırakan, sancılara,acılara neden olan uygulama özeti şöyle: 

1 milyon 683 bin kişi fişlendi. 

210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 

7 bin kişi için idam cezası istendi. 

517 kişiye idam cezası verildi. 

İdam cezası verilenlerden 50'si asıldı. Bunlardan 26'sının suçu siyasiydi. 

171 kişi işkence sonucu hayatını kaybetti. 

300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 

Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 

71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı. 

30 bin kişi sakıncalı olduğu gerekçesiyle işinden oldu. 

14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 

30 bin kişi siyasi sığınmacı olarak yurt dışına gitti. 

400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. 

 Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 

Ve yıllar sonra.. 

Kenan Evren ve o dönemin Milli Güvenlik Konseyi'nin hayatta kalan tek üyesi olan eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya ile birlikte Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yargılandı.  

İkisi de müebbet hapse mahkûm edildi.  

Yargıtay 16. Ceza Dairesinde temyiz incelemesi sürdüğü sırada, Evren 9 Mayıs 2015'te, Tahsin Şahinkaya 9 Temmuz 2015'te hayatını kaybetti. 

Darbe yönetimi sözde tarafsız olduğunu göstermek için,, idamlarda bir sağdan bir soldan politikası uyguladı. 

İlk idam edilen iki kişi; 9 Ekim 1980 tarihinde ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu ile sol görüşlü Necdet Adalı oldu.  

Yaşı büyütülen Erdal Eren'in idam cezası da 13 Aralık 1980'de infaz edildi. * 

Kenan Evren'in şu sözleri 12 Eylül'ün de gerçek yüzüydü: 

"Şimdi ben bunları idam etmeyeceğim, ömür boyu onlara bakacağım. Bu vatan için kanını akıtan bu Mehmetçiklere silah çeken o hainleri ben besleyeceğim. Buna siz razı olur musunuz?" diyecekti. 

 
Etiketler: 12, Eylül'ün, gerçek, yüzü:, İşkence,, cinayet, ve, kan!..,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
12 Eylül 2020
12 Eylül kararı, İzmir’e, 9 Eylül’de bildirildi...
27 Okunma.
04 Eylül 2020
4 Eylül Sivas Kongresi'nin bilinmeyenleri: Sivas'ta başladı, İzmir'de son buldu
192 Okunma.
03 Eylül 2020
Alan memnun, satan memnun, kullanan memnun.. İşte İzmir farkı...
42 Okunma.
09 Ağustos 2020
Virüsün aldığı binlerce can yetmez mi? İllâ ki ailenizden birileri mi ölmeli?
783 Okunma.
08 Ağustos 2020
Leyla Figen yaşasaydı, kahrından ölürdü..
85 Okunma.
04 Ağustos 2020
UEFA'dan Avrupa Kuralarına men kararı gelebilir
109 Okunma.
02 Ağustos 2020
Haydar Dümen gibi olmak!.
103 Okunma.
31 Temmuz 2020
Buruk bayram...
72 Okunma.
30 Temmuz 2020
Bayramda her evde "kurban eti" olsun ister misiniz?
70 Okunma.
29 Temmuz 2020
CHP İzmir’de 37. Kurultay’ın ”Perde Arkası..”
80 Okunma.
23 Temmuz 2020
Korkmuyoruz!.. Ama kaygılıyız..
122 Okunma.
19 Temmuz 2020
Hadi bana Allahaısmarladık!..
83 Okunma.
17 Temmuz 2020
37. Kurultay belki de son şans..
78 Okunma.
15 Temmuz 2020
4 yıl önce bugün 251 şehit verdik
89 Okunma.
13 Temmuz 2020
İzmir'in kararı "doğru" ama "yetmez.." Çata-pat neden patladı?
101 Okunma.
12 Temmuz 2020
Vallahi de billahi de gelecek sefere söz...
92 Okunma.
11 Temmuz 2020
Aramızda "süper" bulaştırıcılar var!
91 Okunma.
09 Temmuz 2020
Saldırı altındayız, durdurulamıyor..
96 Okunma.
04 Temmuz 2020
Çeşme'de Yeni Normal; "Kıyı eşkiyalığı"
161 Okunma.
04 Temmuz 2020
Batıyoruz; yardım edin!.
78 Okunma.
30 Haziran 2020
İktidarı değiştirebilecek çoğunluktalar.. ZOOMER’ler geliyor..
117 Okunma.
29 Haziran 2020
Haydeee, baronun iyisi burda abiiii!..
101 Okunma.
28 Haziran 2020
Dün; Yollar Yürümekle Aşınmaz… Bugün; Yolda yürüyen coplanır
110 Okunma.
25 Haziran 2020
Turizm için serbest; düğüne yasak!..
109 Okunma.
24 Haziran 2020
65 yaş ve 18 altına "düğün" yasak mı?
138 Okunma.
23 Haziran 2020
Bayrak, Para ve "Eyalet" üçgeni(!)
113 Okunma.
21 Haziran 2020
Babasız çocuk ışıksız yol gibidir..
96 Okunma.
20 Haziran 2020
Sen neymişsin be Hamza!..
150 Okunma.
19 Haziran 2020
AK Parti'nin kaderi, AK Parti iktidarında doğanların elinde..
108 Okunma.
18 Haziran 2020
Sağlık Bakanı Koca’dan İzmir’e özel bir mesaj var
109 Okunma.
13 Haziran 2020
16 yıl önce “Babamın yaşındayım” dediği gün aramızdan ayrılmıştı: Öldüğü evde yaşayacak..
160 Okunma.
11 Haziran 2020
Bu kez Atatürk değil, 97 yıl sonra Covid-19 hatırlattı! Köylü yine "efendimiz!"
131 Okunma.
09 Haziran 2020
Batur ve Gümrükçü alkışlanıyor..
123 Okunma.
07 Haziran 2020
Allah erkekleri ıslah etsin...
142 Okunma.
06 Haziran 2020
İktidar ve muhalefet için zor günler..
168 Okunma.
06 Haziran 2020
Corona ile başladık, Meclis’te ''Sivil Darbe(!)'' ile noktaladık
132 Okunma.
04 Haziran 2020
65 yaş üstü yaklaşık 8 milyon insana "mahkum" muamelesi uygulanıyor! Bu ne ya?..
146 Okunma.
02 Haziran 2020
İttifak genişlerse iktidar kim olur?
131 Okunma.
01 Haziran 2020
Bir bilmecem var 65'liklere..
134 Okunma.
31 Mayıs 2020
İttifak genişlerse iktidar kim olur?
130 Okunma.
30 Mayıs 2020
İzmir yardımda TARİH YAZDI...
155 Okunma.
27 Mayıs 2020
60 yıl öncesi; Bugün..
137 Okunma.
25 Mayıs 2020
Covid-19'lu Bayram!..
172 Okunma.
22 Mayıs 2020
İzmir'de "Ezan" yerine; Neden, niçin "Çav Bella?"
145 Okunma.
19 Mayıs 2020
19 Mayıs’a giden yol; Bandırma Vapuru
146 Okunma.
18 Mayıs 2020
Mustafa Kemal 19 Mayıs'ta Samsun'a gitti mi, gönderildi mi?
144 Okunma.
17 Mayıs 2020
Ezber bozan ‘üç’lü; Soyer… İmamoğlu… Yavaş…
142 Okunma.
16 Mayıs 2020
İzmir'de ilk kez virüs kaynaklı ölüm yaşanmadı
115 Okunma.
15 Mayıs 2020
101 yıl önce İzmir'in 'kara günü'; 15 Mayıs
241 Okunma.
13 Mayıs 2020
Hangi başkanlar yüzde 50'yi geçti?
137 Okunma.
11 Mayıs 2020
Coronavirüs’ü bir Türk mü yok edecek?
171 Okunma.
10 Mayıs 2020
Yaş kaç olursa olsun; O'nların çocuklarıyız...
146 Okunma.
09 Mayıs 2020
65+ vatandaşlar sorguluyor.. Yarın sokağa çıkalım mı, çıkmayalım mı?
176 Okunma.
07 Mayıs 2020
Pazartesi; Büyük sınav günü!
124 Okunma.
05 Mayıs 2020
"Hocam" lafı, bir tek onların hakkı..
335 Okunma.
04 Mayıs 2020
Konak'ta Başkan 'Hızır' Bağışçı 'İlyas' olunca..
185 Okunma.
03 Mayıs 2020
İzmir’deki korona salgınında 5-7 Mayıs neden önemli?
154 Okunma.
02 Mayıs 2020
Ayrımcılık, ötekileştirme ve kavga yok...
166 Okunma.
01 Mayıs 2020
Türkiye'de zordur 1 Mayıs'ı kutlamak!
193 Okunma.
28 Nisan 2020
İzmir Farkı Budur...
143 Okunma.
Haber Yazılımı